Gary Hamel’in “Yönetimin Geleceği” isimli kitabında önemle üzerinde durduğu yönetim buluşçuluğu, yönetim işinin yapılış biçimini büyük ölçüde değiştiren veya alışılagelmiş örgütsel biçimlerde önemli derecede değişiklik yapan ve böyle yaparak örgütsel amaçları ilerleten her şeydir. Kuşkusuz rekabet avantajı yaratmanın bir yandan önem kazanırken bir yandan da zorlaştığı günümüz koşullarında, düşük maliyetler yeterli olmayacak, şu veya bu şekilde fark yaratan işletmeler başarıya çok daha yakın duracaktır.Yönetim buluşçuluğunu gerçekleştirebilmek için öncü olma cesaretinin gösterilmesi, yanlış inançların bırakılması, bir nevi fikirler demokrasisinin yaratılması, herkese katılım fırsatı verilmesi, insanların hayal gücünün artırılması, kaynakların dinamik olarak yeniden dağıtması gibi süreçlerin izlenmesi gerektiği savunulmaktadır. Bu yaklaşım, X Teorisinin aksine, insanların yaratıcı olduklarını- yaratıcılığın şanslı bir azınlığa özgü olmadığını-, katılım fırsatı verildiğinde en üstün bir sinerjinin yaratılacağını, yeterince kaynak verildiğinde, ilham verici çalışma koşulları düzenlendiğinde, iletişim en üst seviyede olduğunda, gevşemelerine ve çekirdek iş dışındaki işlere de zaman ayırmalarına destek verildiğinde şirketlerin büyümelerini de artıracaklarını söylemektedir. gibi şirketlerin uygulamaları da bu düşünceleri desteklemektedir. Amaç ise insanlar için de uygun olacak bir şirket yaratmak; insanların inisiyatifini, yaratıcılığını ve tutkusunu onurlandıran bir yönetim modeli kurmaktır.
Elbette yönetim buluşçuluğu yönetim biliminin ve sonuçta insanlığın ilerlemesi için son derece önemli ve gereklidir. Ancak geçmişin bilgilerini göz önünde bulundurmak ve buluşçuluk yapabilecek kuruluşlar hatta toplumlar oluşturmak hususunun da yadsınmaması gerektiğini düşünüyorum. Önce bireylere sorgulayıcı, yaratıcı bakış açıları kazandırılmalıdır ki bu durum kuruluşlara da yansıyabilsin. Aksi taktirde, ne yazık ki, fikirlerin özgürce ifade edildiği, herkesin kendi kendini yönetebildiği, buluşçuluğun herkesin işi olduğu, insanların işlerini son derece yaratıcı ve keyifli bir biçimde yaptıkları örgütler birer hayal olarak yönetimin geleceğini düşleyen insanların zihninde sıkışıp kalacaktır.

2012 Ücret araştırmalarının sonuçları yayınlanmaya başladı. PERYÖN ve Kariyer.net’in araştırmalarına göz atalım:


Yeni yıla girerken pek çok insan bir şekilde geçen yılın değerlendirmesini yapar. Haber programları yılın haberlerini derler, dergiler almanaklar çıkarır, insanın gözünden geride bırakmakta olduğu sene acısıyla tatlısıyla bir film şeridi gibi geçer. Şirketler performans değerlendirmeleri yapar, ücret politikalarını belirler, sözleşmeler yenilenir. Kişisel SWOTlar yapılır, yeni yılda yapılacaklar/yapılmayacaklar listelenir, tasarılar soyut dilek ve hayallerden somutlaştırılabilen hedeflere doğru uzaar, gider...
Mehmet Cemil Özden İK Şapkalı Yönetici isimli kitabında insan kaynaklarının tüm yönetim kademelerinin sorumluğunda olduğundan yola çıkarak her yöneticinin yeri geldikçe takacağı bir İK Şapkasının olması gerektiğini anlatıyor.
Sosyal medyanın bugünkü konumunu düşündüğümde nedense aklıma hep Andy Warhol ‘un “Bir gün herkes 15 dakikalığına ünlü olacak” sözü gelir. Ne de olsa bugün sosyal ağlar aracılığıyla sesinizi daha geniş kitlelere duyurabilmeniz çok daha kolay. Bloglar yazabilir, beğendiğiniz kişileri twitterda takip edebilir ve siz de bir “ünlü” olarak takip edilebilir, Youtube’a videonuzu ekleyebilir, Linkedin’de yüzyüze hiç görüşmediğiniz insanlarla “discussion”lar içinde bulunabilir, Facebook’ta kendi hayran grubunuzu bile oluşturabilirsiniz. Kısacası yoğun bir iletişim ağına sahip olabilirsiniz. Üstelik kontrolü ve sınırlanması zor, gelişime açık ve farklı bir şekilde.