21 Ocak 2012 Cumartesi

YÖNETİMİN GELECEĞİ: Gary HAMEL, Bill BREEN

Gary Hamel’in “Yönetimin Geleceği” isimli kitabında önemle üzerinde durduğu yönetim buluşçuluğu, yönetim işinin yapılış biçimini büyük ölçüde değiştiren veya alışılagelmiş örgütsel biçimlerde önemli derecede değişiklik yapan ve böyle yaparak örgütsel amaçları ilerleten her şeydir. Kuşkusuz rekabet avantajı yaratmanın bir yandan önem kazanırken bir yandan da zorlaştığı günümüz koşullarında, düşük maliyetler yeterli olmayacak, şu veya bu şekilde fark yaratan işletmeler başarıya çok daha yakın duracaktır.

Yönetim buluşçuluğunu gerçekleştirebilmek için öncü olma cesaretinin gösterilmesi, yanlış inançların bırakılması, bir nevi fikirler demokrasisinin yaratılması, herkese katılım fırsatı verilmesi, insanların hayal gücünün artırılması, kaynakların dinamik olarak yeniden dağıtması gibi süreçlerin izlenmesi gerektiği savunulmaktadır. Bu yaklaşım, X Teorisinin aksine, insanların yaratıcı olduklarını- yaratıcılığın şanslı bir azınlığa özgü olmadığını-, katılım fırsatı verildiğinde en üstün bir sinerjinin yaratılacağını, yeterince kaynak verildiğinde, ilham verici çalışma koşulları düzenlendiğinde, iletişim en üst seviyede olduğunda, gevşemelerine ve çekirdek iş dışındaki işlere de zaman ayırmalarına destek verildiğinde şirketlerin büyümelerini de artıracaklarını söylemektedir. gibi şirketlerin uygulamaları da bu düşünceleri desteklemektedir. Amaç ise insanlar için de uygun olacak bir şirket yaratmak; insanların inisiyatifini, yaratıcılığını ve tutkusunu onurlandıran bir yönetim modeli kurmaktır.

Elbette yönetim buluşçuluğu yönetim biliminin ve sonuçta insanlığın ilerlemesi için son derece önemli ve gereklidir. Ancak geçmişin bilgilerini göz önünde bulundurmak ve buluşçuluk yapabilecek kuruluşlar hatta toplumlar oluşturmak hususunun da yadsınmaması gerektiğini düşünüyorum. Önce bireylere sorgulayıcı, yaratıcı bakış açıları kazandırılmalıdır ki bu durum kuruluşlara da yansıyabilsin. Aksi taktirde, ne yazık ki, fikirlerin özgürce ifade edildiği, herkesin kendi kendini yönetebildiği, buluşçuluğun herkesin işi olduğu, insanların işlerini son derece yaratıcı ve keyifli bir biçimde yaptıkları örgütler birer hayal olarak yönetimin geleceğini düşleyen insanların zihninde sıkışıp kalacaktır.

19 Ocak 2012 Perşembe

İş Görüşmesinde "Soruların Ardındaki Sorular"

Hangi mülakat sorusuyla nereye varılmak istendiği adayların, neyi hangi sorularla sorgulayabileceği ise işe alımcıların kafasını kurcalar. 'ın makalesi on örnekle birlikte "soruların ardındaki sorular"a ışık tutuyor.
Makalenin tamamı için:

Inside the Recruiter's Head: What He's Really Asking You

mashable.com

18 Ocak 2012 Çarşamba

POZİTİF PSİKOLOJİK SERMAYENİZ NE DURUMDA?


Eskiden sermaye denilince akla ekonomik sermaye gelirdi. Bugün ise rekabet edebilmek için ekonomik sermayenin yanında beşeri (entellektüel), sosyal ve pozitif psikolojik sermayeden de faydalanmak gerekiyor.
Pozitif psikolojik sermayenin dört temel bileşeni var:


  • Özyeterlilik: zorlayıcı görevleri yerine getirebileceğine dair kendine güven duyma,
  • Umut: başarmak için amaçlara giden yolda sabır etmek ve gerekirse seçenekleri tekrar gözden geçirebilmek,
  • İyimserlik: şu anda ve gelecekte başarılı olabileceğine dair olumlu düşüncelere sahip olmak,
  • Dayanıklılık: sorunlar ve güçlükler karşısında dayanıklı olabilmek ve kendini toparlayabilmek.
Pozitif psikolojik sermayenin çalışanlar ve yöneticiler açısından umut vaad eden yanı ise performans gelişimi için ölçülebilir, etkili bir şekilde yönetilebilir ve çeşitli eğitim teknikleri, geribildirim vb. metodlarla sürdürülüp geliştirilebilir olması.
Aşağıdaki videoda Fred Luthans’ın psikolojik sermaye hakkında kısaca bilgi verdiği bir söyleşi yer almakta.
İyi seyirler...


9 Ocak 2012 Pazartesi

2012'DE ÖZEL SEKTÖR ZAMLARI

2012 Ücret araştırmalarının sonuçları yayınlanmaya başladı. PERYÖN ve Kariyer.net’in araştırmalarına göz atalım:
Türkiye Personel Yönetimi Derneği (PERYÖN) 2012 yılı Ücret Artışları Anketi'ne göre, özel sektör 2012'de ücretlere ortalama yüzde 7,5 zam yapacak.
PERYÖN'ün anketine göre, 2012'de özel sektör ücretlere ortalama yüzde 7,5 zam yapacak. Zam oranı, TÜİK'in açıkladığı Tüketici Fiyatları Endeksi'ndeki yıllık yüzde 10,45'lik artışın altında kalırken, özel sektörde ücret zammı 2011'de yüzde 7,4 ile bir önceki yılın enflasyon oranının (yüzde 8,57) altında kalmıştı.
EN YÜKSEK MAAŞ ZAMMI OTOMOTİVDE
25'i aşkın sektörden 180 firmanın verdiği yanıtlara göre en yüksek ücret zammı yüzde 8,8 ile otomotiv sektöründe olacak. Otomotiv sektörünü yüzde 8,7 ile sağlık, yüzde 8,4 ile üretim, yüzde 8,2 ile holding izleyecek.

En düşük ücret artışı yüzde 6 ile ilaç sektöründe yapılırken, ilaç sektörünü yüzde 6,2 ile finans takip edecek.
2012'de 10 sektör önceki yıla göre daha yüksek ücret zammı yaparken, 11 sektör ('diğer' başlığı altındaki tüm sektörlerle birlikte) daha düşük zam yapacak. Hizmet, telekomünikasyon, beyaz eşya, enerji ve ilaç sektörleri, çalışanlarına önceki yılın zam oranını uygulayacak. 2012'de önceki yıla göre zam oranını en çok artıran sektör 1,2 puanla holding olacak.

İKRAMİYE VE PRİMLERDE ARTIŞ

Ankete katılan firmaların yüzde 68'i ikramiye, prim gibi ücret tamamlayıcı uygulamalarda değişiklik yapmayacağını açıklarken, yüzde 14'ü oranlarda artış, yüzde 3'ü azaltma yapacak.
Çalışanlara sağlanan yan haklara bakıldığında şirketlerin çalışanlarına en çok telefon (yüzde 77), dizüstü bilgisayar (yüzde 69) ve sağlık sigortası (yüzde 67) sağladığı görülürken, şirketlerin en az ilgi gösterdiği yan haklar bireysel emeklilik (yüzde 17) ve hayat sigortası (yüzde 28) oldu.

Firmaların yüzde 81'i 2012 yılı ücret zammını tek seferde uygulayacak. Firmaların yüzde 56'sı ''tek seferlik zammı'' ocak ayında yapacak, yüzde 5'i ücret zammını şubatta, yüzde 11'i martta, yüzde 17'si ise nisanda ücretlere yansıtacak.
Kaynak: http://www.trt.net.tr/trtavaz/2012-yilinda-hangi-sektor-ne-kadar-zam-yapacak--haber-detay,tr,22742.aspx
Kariyer.net’in Kariyer Dergisi'nin Ocak sayısına göre ise ücret zamları %6-10 arasında değişiyor. Zam oranlarının belirlenmesinde ise performansın yanısıra enflasyon oranı, şirketin büyüme oranı ve karlılığı ile faaliyet gösterdiği sektördeki iniş çıkışlar da etkili oluyor.
 
Kıdemden ziyade performans önem kazanacak gibi görünüyor. Ücret dosyası dergide geniş bir şekilde ele alınmış:
Çalışanlar açısından kritik öneme sahip olan "Ücret" konusu ocak ayında da İK gündeminde ilk sıralarda yer alacak gibi görünüyor.

7 Ocak 2012 Cumartesi

HERKESİN İŞİ EN ZOR

Kiminle mesleği hakkında sohbet etsem, farklı gerekçelerle aynı şeyi söylediklerine tanık oluyorum şu aralar. Çoğu işinden şikayetçi olduğu yanları sıralayarak “en zor iş benim ki” tavrında. Üstelik haklılık payları da yok değil. Hal böyle olunca, hepsine Nasrettin Hoca misali: “Sen de haklısın” derken buluyorum kendimi.

Özellikle bayan arkadaşlarımın çoğu “bayan için en güzel meslek öğretmenlik” derken, öğretmen bir arkadaşım maaşlarının düşüklüğünden şikayetçi. Bir başka arkadaşım aldığı eğitimin ve sahip olduğu donanımın çok fazla olmasına rağmen kendini geliştirme imkanın olmadığından, işinin rutin ve sıkıcı olduğundan yakınıyor. Özel sektörde çalışan bir diğeri her an işten atılma korkusu yaşadıklarını, iş güvencesinin olmadığını söylüyor. Cumartesi ve tatil günlerinde çalışan arkadaşlarımın yakınmaları ise daha farklı. Bu satırları yazarken annemin “En zor meslek evhanımlığı” diyen sesini de duyar gibiyim.
Benimse tek bildiğim her işin zor yanlarının olduğu. Ülkemizin bugünkü çalışma koşulları da bu zorluğu artırıyor. Klasik olacak ama, en önemlisi bence “işini sevmek”. Sonrasında çalışma ortamının huzurlu olması geliyor benim için. Ardından sağladığı ücret ve ek yardımlar, gelişme olanakları gibi ihtiyaçların karşılanması geliyor. Bu zor ortamda çalışan memnuniyetinin sağlanması ise genel yönetim ve diğer birimlerin desteğiyle yine İnsan Kaynaklarına düşüyor.

Not: Benim de önceki yazılarımda yer verdiğim meslek araştırmalarıyla tanınan Career.Cast sitesi 2012’de en stresli ve en az stresli meslekleri sıralamış. Meraklısına duyurulur...

4 Ocak 2012 Çarşamba

GÖNÜLÇELEN ŞİRKETLER-ESRA ATİLLA BAL

Gönülçelen Şirketler, yüksek lisans tezimi hazırlarken okuduğum kitaplardan biriydi. O dönemde kitabın daha çok akademik tarafı ilgimi çekmişti. Gerçekten de bu kitabın bence iki önemli özelliği var: İlki Türkçeleştirilmesi konusunda dahi anlam birliğine varılmamış olan work engagement (kitapta yer alan şekliyle işe gönülden adanma, tezimde geçtiği şekliyle işe cezbolma ve uygulamada sıkça kullanıldığı üzere “kuruma/işe bağlılık) hakkında yazılmış bir Türkçe kaynak olması. İkincisi ise içeriğinde hem örneklerle somutlaştırılmış teorik bilgilere, hem Hewit Associates’in 2007&2008 Araştırmasında En İyi İşyeri Ödülü’nü alan şirketlerin İnsan Kaynakları yöneticileriyle söyleşilere, hem de Esra Atilla Bal’ın doktora tezi için yapmış olduğu araştırmanın sonuçlarına yer vermesi.

Kitabı bugün tekrar karıştırdığımda, içindeki söyleşileri incelemek, şirketlerdeki farklı İnsan Kaynakları uygulamalarını okumak bana büyük keyif verdi. Çalışanlara sağlanan ödüller ve yan haklar, eğitim ve kariyer geliştirme olanakları, işe alımda kullanılan teknikler gibi konuların satıraralarında dikkatimi çeken, yöneticilerin açık açık veya örtülü bir şekilde başarının “çalışana değer vermek”ten ve “bu değeri onlara göstermek"ten geçtiğini betirtmiş olmaları oldu.

Kapsamlı bir çalışmanın ürünü olduğu belli olan bu kitabı iş kitapları meraklılarına tavsiye ederim...wink

2 Ocak 2012 Pazartesi

KENDİMLE “NASIL GİDİYOR?” TOPLANTISI YAPTIM...

Yeni yıla girerken pek çok insan bir şekilde geçen yılın değerlendirmesini yapar. Haber programları yılın haberlerini derler, dergiler almanaklar çıkarır, insanın gözünden geride bırakmakta olduğu sene acısıyla tatlısıyla bir film şeridi gibi geçer. Şirketler performans değerlendirmeleri yapar, ücret politikalarını belirler, sözleşmeler yenilenir. Kişisel SWOTlar yapılır, yeni yılda yapılacaklar/yapılmayacaklar listelenir, tasarılar soyut dilek ve hayallerden somutlaştırılabilen hedeflere doğru uzaar, gider...
Ben de kendi adıma 2011’i değerlendirdiğimde, gelişimim açısından, kritik noktalar gördüm. Öncelikle yüksek lisans tezimi tamamladım bu dönemde, ki içime sinen bir çalışma yapmak çok önemliydi benim için. Güzel deneyimler kazandığım part time işimden kariyerime tam zamanlı olarak devam etmek düşüncesiyle ayrıldım. İş arayışımın sürdüğü bu dönemde de kendimi geliştirme çabalarım sürüyor:) Blogumda da bu sene tanıştım. Biriktirdiğim kitapları okuyorum (çok satanlar listesinden klasiklere önceki yoğun dönemde fırsat bulamadıklarıma iştahla saldırmaktayım hala), özellikle dijital mecralardan İK gündemini takip ediyorum. Yine en çokta internet sayesinde İngilizce’mi güncel tutmaya çalışıyorum. Bu arada katıldığım görüşmelerde aday koltuğunda oturuyorum, ve farklı bir gözle değerlendiriyorum İK departmanlarını. Bir görüşme takvimi tutup, her görüşmeden birşeyler öğrenerek, notlar almaya gayret ediyorum.
2012’de kendime yeni kariyer fırsatları diler ve çalışmalarıma devam ederken...:)Daha fazla iş kitabı, daha fazla blog yazısı, daha fazla deneyim, okuma, çaba, iletişim hedefliyorum.
Şimdi izninizle, çok işimiz var...smiley

27 Aralık 2011 Salı

İş piyasası 2012’de durağan


2011'in sonuna gelirken Hürriyet İK 2012 iş dünyasına ilişkin öngörüleri yayınladı. Habere göre tahminler pek iyimser değil. Yazıda 2011'de en çok ilan yayınlanan sektörlere ve 2012'de en çok işe alım yapılması beklenen sektör ve pozisyonlara da değinilmiş.
Yazının tamamı için:
http://www.yenibiris.com/HurriyetIK/Oku.aspx?ArticleID=11439

22 Aralık 2011 Perşembe

İK ŞAPKALI YÖNETİCİ-MEHMET CEMİL ÖZDEN

Mehmet Cemil Özden İK Şapkalı Yönetici isimli kitabında insan kaynaklarının tüm yönetim kademelerinin sorumluğunda olduğundan yola çıkarak her yöneticinin yeri geldikçe takacağı bir İK Şapkasının olması gerektiğini anlatıyor.
Kitapta insan kaynaklarının seçme-yerleştirme, motivasyon ve performans yönetimi fonksiyonlarından detaylı olarak bahsedilmiş. “Etkili görüşme teknikleri” kısmında işe alım sürecinin öneminden görüşme sonrası yapılacaklara; “Nasıl motive etmeli?” başlıklı bölümde motivasyon kuramlarından İK olarak kullanılabilecek motivasyon sağlama araçlarına, “Performansı yönetmek” kısmında ise performans yönetiminin ne demek olduğundan performans görüşmelerine pek çok konuya değinilmiş.
Yöneticilerin, İK yöneticilerinin, insan kaynaklarının sorumluluklarını ve kullandıkları araçları merak edenlerin okuyabilecekleri bir kitap.

1 Aralık 2011 Perşembe

SOSYAL MEDYA VE İNSAN KAYNAKLARI

Sosyal medyanın bugünkü konumunu düşündüğümde nedense aklıma hep Andy Warhol ‘un “Bir gün herkes 15 dakikalığına ünlü olacak” sözü gelir. Ne de olsa bugün sosyal ağlar aracılığıyla sesinizi daha geniş kitlelere duyurabilmeniz çok daha kolay. Bloglar yazabilir, beğendiğiniz kişileri twitterda takip edebilir ve siz de bir “ünlü” olarak takip edilebilir, Youtube’a videonuzu ekleyebilir, Linkedin’de yüzyüze hiç görüşmediğiniz insanlarla “discussion”lar içinde bulunabilir, Facebook’ta kendi hayran grubunuzu bile oluşturabilirsiniz. Kısacası yoğun bir iletişim ağına sahip olabilirsiniz. Üstelik kontrolü ve sınırlanması zor, gelişime açık ve farklı bir şekilde.
İnsanların bu kadar aktif olduğu sosyal medyadan İnsan Kaynakları’nın etkilenmemesi ise düşünülemez bile. Bugün artık iş arayan kişiler çoğunlukla kariyer.net, secretcv.com, yenibiris.com gibi internet sitelerinden faydalanıyorlar. İş görüşmesine gitmeden önce de adaylar firmaları hem kendi internet sitelerinden hem de firmaların tamamen kontrol etmesinin olanaksız olduğu pek çok sitede yer alan bilgilerden araştırıyorlar.
Öte yandan firmalar da adayları hem google’dan, hem de her türlü sosyal ağdan faydalanarak, araştırma şansına sahip. Bunların yanında kendi kariyer sitelerini oluşturarak, sosyal ağlarda kendilerini başarılı bir şekilde konumlandırarak, potansiyel adaylarına daha yakın durmaları da mümkün. İnsan kaynaklarının yapılanmalarında sosyal medya desteğini de kullanmalarında büyük fayda var.
İnsan kaynaklarının neresinde yer alırsanız alın, yeniliklere açık olarak sosyal ağları etkin bir şekilde kullanmanın gelecekte de (büyük ihtimalle farklılaşarak ve gelişerek) önemli olacağını öngörmek pek de zor değil.